el-Burhan Edeb Dua Zamanı
 
 
   
 

   Anasayfa
| Tebessüm

TEBESSÜM


Hazır Cevaplara Gülümseyin!

Ben ölümden korkuyorum
Ölümden korkan biri, Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh:
"Ben ölümden korkuyorum." dediğinde ondan şu cevabı almış: "Aslında sen malını geride bıraktığın için korkuyorsun; malını ileriye göndermiş olsaydın peşinden gitmeyi isterdin."


En beceriksiz insan
Halid bin Safvan'a: "En aciz, en beceriksiz insan kimdir?" diye sormuşlar. O da bu soruya şu cevabı vermiş:
"En aciz, en beceriksiz insan; dost aramayandır. Ondan daha acizi, daha beceriksizi ise, bulduğu dostu kaybedendir."

Hayır, hayır, var
Ümm-ü Eymen isimli bir kadın, Efendimiz'e gelerek:
"Yâ Resûlallah, kocam sizi davet ediyor." dedi.Peygamberimiz:
"Kocanız iki gözünde de beyazlık olan adam mı?" diye sordular.
Kadın:
"Hayır onun gözünde beyazlık yok." diye cevap verdi.
Peygamberimiz tekrar:
"Hayır, hayır, var." dediklerinde kadın yine:
"Hayır, yok." diye cevap verdi.
Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdular ki:
"Gözünde beyazlık olmayan adam olur mu?"

Titiz olmasının sebebi
Sadrazam Küçük Mehmet Sait Paşa, kimseye kolay kolay inanmayan, çok titiz birisiy-miş. Arkadaşlarından biri ona, böylesine titiz olmasının sebebini şöyle sormuş: "Paşam, bu kadar titiz olmanızın sebebi Padişahtan korkmanız mı?" Sait Paşa, şu cevabı vermiş:
"Hayır, Padişahtan korkmuyorum. Böylesine titiz olmamın sebebi ise tarihten korkmamdır."

Şûrada mısın evladım?
Eski Şûrây-ı Devlet Reislerinden olan Kürt Sait Paşa'nın gözleri çok bozuktu. Muhataplarını seçmekte oldukça zorlanıyor du. Hâriciye Nezâretini yürüttüğü zamanlarda bir gün odasına giren memurun ne iş yaptığını hatırlayamayıp sordu:
"Şûrada mısın evladım?"
Memur şu şekilde cevaplandırdı soruyu:
"Hayır efendim, ben buradayım."

Gelmediğimi söylersiniz
Maarif Nâzın Recaizâde Mahmut Ekrem, Danıştay'da genç bir memur iken Tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'ya misafir olarak gitmiş. Paşanın uşağı kapıda kendisini karşılamış ve:
"Ahmet Cevdet Paşa evde yoklar." demiş. Recaizâde Mahmut Ekrem, Paşanın evde olduğunu bildiği için şu notu bırakmış:
"Peki öyleyse, Paşaya benim gelmediğimi söylersiniz."

Nasıl dua ederim?
Bilindiği gibi Eyyûb Aleyhisselam sabır ve metaneti ile dillere destan olmuştu. Bir rivayete göre o meşhur hastalığını on sekiz sene çekmişti. Hiçbir zaman isyan etmeyen Eyyûb Aleyhisselam'a hanımı bir gün şöyle sordu: "Bu hastalığın bitmesi, çektiğin dertlerin gitmesi için Cenab-ı Hakk'a dua etsen olmaz mı?" Hazreti Eyyûb Aleyhisselam, hanımına şöyle buyurdular:
"Benim bolluk ve refah içinde yaşadığım müddet 80 yıldır. Çekmiş olduğum darlık ve sıkıntılı zaman ise daha bu süreye ulaşmamıştır. Bu durumda ben Allah'tan utanırım. O'na Celle Celaluhu bu halin üzerimden gitmesi i-çin nasıl dua ederim ki..."


Bizim zannetmesinler
Veliyüddinoğlu Ahmed Paşaya sorulmuş: "Sultanım, niçin bir mahlas kullanmadınız da şiirlerinizde değerli isminiz Ahmed'i kullandınız." Şöyle cevap vermiş:
"Ahmed gibi değerli bir ismi değiştirmeyi uygun görmedim."
"Doğru söylersiniz. Yalnız Gelibolulu Ahmed'in boş ve lüzumsuz şiirleri bazı yerlerde meşhur olmuştur. Bazıları sizin şiirlerinizi onun zannediyor­lar." deyince de şöyle demiş Ahmed Paşa:
"Gam değil. Şiirlerimden isteği kadar alsın. Bizden yana helâl olsun. Ser­mayeden zarar mı edeceğiz. Yalnız, onun saçmalarını boş sözlerini bizim zannetmesinler."

 

Allah rızasını kazanmak için
Yavuz Sultan Selim, Mısır Seferi'nden başarılı dönmüştü. Bütün halk toplanmış onu şehre girerken alkışlamak için  sabırsızlanıyordu. Ama Padişah, gece olmadan şehre girmek istemiyordu. Bunun sebebini herkes merak ettiği halde hiç kimse sormaya cesaret edemiyordu. Sonunda büyük âlimlerden olan İbni Kemal: "Padişahım, bir maruzatım var." dedi. Padişahın: "Efendi, ne isteğin varsa hiç çekinmeden söyle." demesi üzerine İbni Kemal cevabı merak edilen soruyu şöyle sordu: "Askerler merakta, bütün halk sokağa dökülmüş, sizi alkışlamayı beklerken siz hâlâ şehre girmezsiniz. Bunun sebebi hikmeti nedir?" Yavuz'un cevabı şu olur:
"Efendi, sen bizi hâlâ tanıyamadın mı? biz; şan, şöhret ve alkış toplamak için değil, Allah rızasını kazanmak için savaşırız."


 

İşten bile değil
Ömer bin Abdülaziz Hazretleri, halife olduğu zaman, kendisini ziyarete gelenler arasında Hicaz heyeti de varmış. Bu heyette bulunan bir genç o heyet adına söz söylemek isteyince, Ömer bin Abdülaziz:
"Senden büyükler dururken senin söz söylemen uygun olur mu?" diye sormuş. Genç, şöyle cevaplandırmış halifenin sorusunu:
"İnsan iki küçük uzvuyla insandır: Kalbi ve dili. Allah'ın kendisine açık bir dil, temiz bir kalb verdiği kimse söylemez de kim söyler? Söylemek ve öne geçmek hakkı yaşlıların olmuş olsaydı, sizin yerinize o tahta oturacak birçok yaşlı bulmak işten bile değildi."

Kiralık daire
Bazı büyük adamların ölümlerinden sonra yaşadıkları evlerin üzerine birbirinden farklı ifadelerin yer aldığı levhalar asılırmış. İşte böylesine bir konunun konuşulduğu bir toplantıda Şair Florinalı Nazım, Süleyman
Nazif e sormuş:
"Üstad! Sizce ben öldükten sonra evimin kapısının üstüne ne yazarlar?" Soruya muhatap olan Süleyman Nazif, şu cevabı vermiş:
"Kiralık daire!..."