Tasavvufun Esasları
Tasavvufun esası, zâhiren şeriat âdâbına riâyet, bâtınen de o âdâba vukuftur ki, bu iki kanadı da sıhhatli kullanan sâlik (tasavvuf yolcusu), zâhirde olan ahkâmı bâtından görür, bâtında olan ahkâmı da zâhirde duyar ve yaşar. Böyle bir müşâhede ve duyuş sayesinde o, hedefe hep edeple yürür ve hedefe yakın dolaşır. Tasavvuf, mârifet-i rabbâniyeye açık bir yol ve bir ciddiyet mesleğidir. Onda lâubâlilik ve latifenin yeri yoktur.
Nasıl olabilir ki, o mesleğin esası:
Çiçek-kovan arası gelip giden arılar gibi sürekli mârifet nakşetmeye… Ağyârdan (yabancılardan) kalbi temizlemeye… Nefsi tabiî temâyüllerinden alıkoymaya… Bedenî ve cismânî arzulara karşı olabildiğince kapanmaya... Her zaman rûhâniyata açık bulunmaya... Ömrünü, Hz. Ruh-i Seyyidi’l-Enâm’ın çizgisinde sürdürmeye... Hakk’ın istekleri karşısında kendi murâdâtından vazgeçmeye... Hakk’a intisâbı en büyük pâye bilip O’nun huzurunu soluklamaya dayanır.
Burada, tasavvufun; temeli, mevzuu, fâidesi, esası ve erkânı üzerinde durmak da îcâb eder:
Tasavvufun Temeli
Tasavvufun temeli, dînin esaslarına sımsıkı sarılıp, emir ve yasaklarına da hassasiyetle riâyet ederek, açlığa, uyanıklığa devam etmek, elden geldiğince nefsin haz duyduğu şeylerden çekinmektir.
Tasavvufun Konusu, Faydası ve Esası
Tasavvufun mevzuu; insanın, kalbî ve rûhî hayat seviyesine çıkarılması, kalbin tasfiyesi ve letâifin merci-i aslîlerine yönlendirilmesidir. Tasavvufun fâidesi; insanın melekî yanlarının inkişaf ettirilmesi, icmâlî ve müptediyâne îmânın bir kere de keşfen ve zevken duyulup yaşanmasıdır. Tasavvufun esası; ibadet ü taate devamla, sathî olan kulluk şuurunun, derinleştirilerek insan tabiatının önemli bir yanı haline getirilmesi ve insan için ikinci bir fıtrat sayılan rûhânîliğin elde edilmesiyle, dünyanın kendisine ve bizim heveslerimize bakan fâni yüzüne karşı bütün bütün kapanarak, ukbâya ve esmâ-i ilâhiyeye bakan çehresine uyanmaktır.
Tasavvufun Erkanı
Tasavvufun erkânına gelince, onları da şöyle sıralamak mümkündür.
1. Nazarî ve amelî yollarla hakiki tevhide ulaşmak.
2. Hz. Kelâm’ı dinleyip anlamanın yanında Hz. Kudret ve İrâde’nin emirlerini de okuyup temâşâ etmek.
3. Hakk sevgisiyle dolup-taşmak ve O’ndan ötürü de, bütün varlığa “mehdi uhuvvet” nazarıyla bakarak herkesle ve her şeyle hüsn-ü muâşerette bulunmak.
4. Her zaman îsâr ruhuyla hareket ederek, elden geldiğince başkalarını nefsine tercih etmek.
5. Murâd-ı ilâhîyi kendi murâdâtının önünde tutarak, ömrünü “fenâfillâh”, “bekabillâh” zirvelerinde sürdürmeye çalışmak.
6. Aşk u vecd ve cezb u incizâba açık bulunmak.
7. Simalarda sineleri duyup anlamak ve hadiselerin çehresinde ilâhî esrârı okumak.
8. Mânevî sefer niyetli ve hicret mülâhazalı uhrevîlikleri çağrıştıracak yerlere seferler tertip etmek.
9. Meşrû dairede zevk ve lezzetlerle iktifâ edip, gayr-i meşrû daireye adım atmama mevzuunda kararlı olmak.
10. Tûli emel ve onun menşei olan tevehhüm-i ebediyete karşı sürekli mücadele ve mücahede içinde bulunmak.
11. Dîne hizmet ve bütün insanlığı Hakk’a ulaştırma yolunda bile olsa, kurtuluşun, yakîn, ihlas ve rızâ yolundan geçtiğini bir an dahi hatırdan çıkarmamaktır.
