el-Burhan Edeb Dua Zamanı
 
 
   
 

   Anasayfa
| Sahabe Dünyası | 1,2,3

SAHABE DÜNYASI


ENES B. MÂLİK (613-709)

Hz. Enes b. Mâlik ; Milâdı 613 yıllarında Medine'de doğmuş ve milâdı 709 (h.90) yılında Basra'da vefât etmiştir. Neseb silsilesi: Enes b. Mâlik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram b. Cündüb b. Amir b. Ganm İbn Adiyy b. Neccâr, Ebû Hamzatü'l-Ensan el-Hazrecî'dir. Annesi ise, Ümmi Süleym Sehle binti Milhan b. Halid b. Zeyd b. Haram b. Cündüb'dür. Annesi Ümmi Süleym, ensardan olup isminin Sehle oluşu hakkında çok çeşitli ihtilâflar vardır. Bazı eserlerde ismi Remile, Meyse ve Melike olarak zikredildiği gibi, (Zümeysâ) veya  (Rümeysâ) olarak da geçmektedir.

Hz. Ümmi Süleym Müslüman olunca, kocası onun İslâm'dan dönmesi için çok baskı yaptı. Fakat bu baskılardan bir sonuç alamayınca kızdı ve Ümmi Süleym'den ayrılarak Şam'a gitti. Orada kısa bir müddet ikamet ettikten sonra vefat etti.

Babasının ölümü üzerine Enes'in annesine Ebû Talha tâlib oldu. O zamanlar Ebû Talha henüz müşrik idi. Ümmi Süleym, onunla evlenmek için İslâm'ı kabul etmesini şart koştu. Ebû Talha bu şartı kabul ederek Hz. Ümmi Süleym ile evlendi. Resul-i Ekrem (s.a.s.)'in Medine'ye hicretlerinde, Enes b. Mâlik henüz on yaşlarında bir çocuk idi. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Medine'ye gelişlerinde Medineli Müslümanlar arasında meydana gelen heyecan ve coşkuyu Hz. Enes şöyle anlatmaktadır:

"Medine'nin çocukları hem koşuyorlar ve hem de "Muhammed geldi, Muhammed geldi!" diye bağırıyorlardı. Ben de onlarla birlikte koşmaya ve bağırmaya başladım. Bu şekilde koşup bağırırken etrafıma baktım, bir şey göremedim. Çocuklar ise yine bağırıyorlardı koşuşarak. Ben de koştum ve bağırdım. Fakat etrafıma dikkat edince gelenleri göremedim. Nihayet Resulullah ile Hz. Ebû Bekir geldiler. Biz kendilerini gördükten sonra, adını şu anda hatırlayamayacağım adamın biri bizi şehre gönderdi. Bize "Resulullah'ın geldiğini haber verin" diye tenbih etti. Şehre koştuk ve Müslümanlara haber verdik. Ensardan beşyüz kişi onları karşılamaya çıktılar. Ensâr, onları karşılayarak, "Buyurunuz, burada emniyete kavuşacaksınız. İtaat ile karşılanacaksınız" dediler.

Resul-i Ekrem kendisini karşılayanlarla birlikte şehre girdi. O sırada şehrin bütün halkı Resul-i Ekrem'i karşılamak üzere evlerinden ve dükkânlarından dışarı çıkmışlardı. Kadınlar da evlerinin damlarına çıkarak Hz. Peygamber'in gelişini seyrediyorlardı. Resul-i Ekrem ile birlikte gelen Hz. Ebû Bekir'i de görüyorlar ve fakat ikisinden hangisinin Resulullah olduğunu etraflarına soruyorlardı. Ben hayatımda o güne benzeyen bir gün görmemiştim!

Hz. Peygamber, Medine'ye geldikten sonra bütün ensâr kendisine hizmet etmek hususunda yarışıyorlardı. Hz. Enes b. Mâlik'in annesinin, hizmet yarışında yapabilecek veya verebilecek hiçbir şeyi yoktu. Bundan dolayı hemen Enes b. Mâlik'i çağırıp elinden tutarak Resul-i Ekrem'in huzuruna çıktı:

 "Ya Resulullah, ben fakir bir kimseyim. Sizlere yardım edecek bir şeyimiz yok. Bu oğlumdur, yardım etmek ve hizmetinizde bulunmak üzere sizlerebırakıyorum. Onu kabul ediniz" dedi.  Resûl-i Ekrem, bu içten gelen arzuyu kırmadı. Enes b. Mâlik'i yanına aldı. Bütün zamanlarında onu yanında bulundurdu.

Enes b. Mâlik, Resulullah'ın hizmetine girdikten sonra O'nun bütün emirlerini büyük bir dikkat ve itina ile yerine getirmeye çalıştı. Resul-i Ekrem ile aralarında sır olarak kalmasını arzu ettikleri şeyleri büyük bir dikkatle muhâfaza eder ve onları annesine bile söylemezdi. Nitekim kendisinden rivâyet edilen bir hadis-i şerifte Enes şu olayı anlatır:

"Çocuklarla birlikte oynuyordum. Resulullah (s.a.s.) olduğumuz yere teşrif buyurdu. Bize selâm verdi. Sonra benim elimden tuttu. Ve beni bir işe gönderdi. Kendisi de bir duvarın gölgesinde oturarak benim geri dönmemi bekledi. Ben, O'nun emrini yerine getirmek için gittim, emirlerini ifa ettim ve sonra dönüp gelerek neticeyi kendilerine bildirdim. Sonra dâ evime döndüm. Annem Ümmi Süleym neden geciktiğimi sordu. Ben de, 'Rasûlullah, beni bir işe gönderdi' dedim Validem, 'Ne işi?' dedi. Ben de, 'sırdır' diyerek söylemedim. Annem benim bu tavrımı çok beğenmiş olacak ki bana:

“Oğlum, Resul-i Ekrem'in sırlarını iyi saklamaya devam et.” Dedi.

Hz. Enes b. Mâlik,Resûlullahı çok sever, ona hizmet etmekten lezze duyardı. Sabahları herkesten önce kalkar, mescide giderek Peygamber Efendimize hizmet ederdi. Resûlullah oruca niyetlenecek ise sahur yemeğini hazırlar ve sahurdan sonra da onunla namaz kılardı.

Hz. Enes b. Mâlik, Resul-i Ekrem'e o kadar sokulurdu ki, adeta ikisinin dizleri birbirine değerdi.

Nitekim Hayber gazvesinde, Resul-i Ekrem, Hz. Enes b. Mâlik ile birlikte giderken dizleri birbirlerine dokunuyordu. Resûlullah da  bu sevimli hizmetkârını çok sever, ona daima dua ve ikramda bulunurdu.

Bir defasında Hz. Enes’in annesi Ümmü Süleym (r.a.)Resûlullah’tan Enes hakkında mal ve evladının çok olması için dua istemişti. Resul-i Ekrem de Ümmü Süleym'i kırmayarak ellerini kaldırıp: "Ya Rabbi, onun malını, evlâdını çoğalt, ona verdiklerini bereketlendir,onu cennete sok. "diye dua etmişti. Bu duanın kabul olunduğu Hz. Enes b. Malik'in sonraki hayatında açıkça görülmüştür. Hem malı çoğalmış ve hem de evlâtları çok olmuştu. Hz. Enes b. Mâlik'in çocukları arasında Abdullah, Ubeydullah, Zeyd, Yahya, Halid, Musa, Nasr, Ebû Bekir, Ömer,Alâ, Berra, Reme, Ümeyme ve Ümmü Haram'ı sayabiliriz. Bu evlâtlarının hemen hepsi tarih'te meşhur olmuşlardır.

Peygamberimiz (s.a.v) Hz.Enes’i çok sever, zaman zaman tavsiyelerde bulunurdu. Bir defasında ona hitaben şöyle buyurmuştu:

“Evladım, kalbinde hiç kimseye karşı kötülük düşüncesi olmadan yaşamaya gücün yeterse yap. Evlâdım, bu benim sünnetimdendir. Kim sünnetimi yaşatırsa beni sevmiş olur. Beni seven kaimse de Cennette benimle beraberdir. (Tirmizi edeb 63)

Resûlullah (s.a.v) başka bir gün ise, Evlâdım, evine girdiğin zaman selâm ver. Senin ve ev halkın için berekete sebep olur” buyurdu. (Tirmizi isti’an 10)

Uzun yıllar Resûlullah ile birlikte bulunması sebebiyle Sünnet-i seniyyeyi çok iyi bilen Hz.Enes kendi hayatında de sünneti en güzel şekilde yaşadı. Her hareketinde Resûlullah’ı taklit etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i, şüphesiz ki üç nefeste içmek susuzluğu daha iyi giderici, zararsız ve sağlığa daha uygundur.” Buyurduğunu Hz. Enes, “ Ben de üç nefeste içerim” diyerek sünnete bağlılığını ifade ederdi.

 

Sayfa Başı Sonraki Sayfa